Mentora Logo

Dikkat Değerlendirmelerinde Yeni Dönem

EEG İle DEHB Ölçülebilir mi?


Dikkat Değerlendirmelerinde Yeni Dönem

DEHB, günümüzde dikkat eksikliği ve hiperaktife bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Dikkat süresi çocuklarda ve yetişkinlerde farklılık göstermektedir. 3-6 yaş aralığındaki çocuklar maksimum 8 dakikaya kadar odaklanabilirken, yetişkinlerde bu sayı 20 dakikaya kadar uzamaktadır. Bu süre DEHB’li birey ve çocuk için değişiklik gösterir ve günlük hayatında zorluk yaşayacağı bir boyuta ulaşabilir. Bu oranı ölçmek için kullanılan yöntemlerin içerisinde çeşitli nöropsikolojik testler, bilgisayar tabanlı değerlendirme sistemleri ve gözlemsel yöntemler vardır. Bilgisayar tabanlı değerlendirme sistemlerinden biri de Elektroensefalografidir (EEG). Peki nedir bu EEG?

Elektroensefalografi (EEG), beyindeki elektriksel etkinliği kaydeden ve ölçen bir testtir. İnsan beyni karmaşık bir yapıya sahip olup, düşük elektrik akımları üreten sinir hücreleri tarafından oluşturulan elektriksel dalgaları detaylı bir şekilde incelemek mümkündür.

EEG cihazı, bu dalgaları kaydederek beyindeki olası işlevsel bozuklukları ve bunların yerlerini belirlemede önemli bir rol oynar. Test, gümüş veya altın içeren alaşımdan yapılmış elektrotların ince kablolarla jel yardımıyla kafaya yerleştirilmesiyle gerçekleştirilir. EEG sayesinde, beyindeki iletişim bölgelerinin etkinliği izlenerek ne ölçüde işlevsel olduğu tespit edilebilir.

Tanımlardan devam edersek, ‘’DEHB’li bireyin beyninde farklı olan şey ne?’’ ve biz ‘’EEG ile bu farklılığı nasıl algılayabiliriz?’’ gelin birlikte bakalım.

DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) olan bireylerin beyinlerindeki elektriksel aktivite profilleri belirgin farklılıklar taşır. Elektroensefalografi (EEG) kayıtları, dinlenme hâlindeki DEHB’li çocuklarda yavaş dalga etkinliğini temsil eden theta dalgalarının genliğinin daha yüksek olduğunu, buna karşılık hızlı dalgalar olan beta dalgalarının genliğinin ise daha düşük olma eğiliminde bulunduğunu göstermektedir.

Bu durum, DEHB grubunda theta/beta oranının yükselmesi olarak ifade edilir ve uzun yıllar boyunca birçok DEHB araştırmasında gözlemlenmiştir. Yüksek theta dalgası seviyesi, beynin genel olarak düşük bir uyarılma düzeyinde olduğunu, yani bireyin sakin veya uykulu bir durumda olduğunu gösterirken; beta dalgalarının nispeten düşük olması, odaklanma ve aktif bilişsel işlem yeteneklerinin sınırlı olabileceği anlamına gelir. Bu nedenle, DEHB’li çocuklar görevlerini yerine getirirken, beyinlerinin yeterince “uyanık” olmaması sebebiyle dikkatlerini toplamada zorluk yaşayabilirler.

Artmış theta/beta oranı bir dönem DEHB açısından potansiyel bir biyolojik tanı koyma yöntemi olarak değerlendirildi ve bu ölçüm ile ABD’de bir cihazın yardımcı tanı aracı olarak onay almasında etkili oldu.

Günümüz koşullarında tek bir beyin görüntüleme taramasıyla teşhis koymak mümkün değildir. DEHB’li bireylerin beyinlerinde diğer kişilere göre belirli farklılıklar gözlemlense de, kişisel bir beyin çıktısıyla bu kişi DEHB’lidir tanısı konulamaz.Beyin görüntüleme teknolojilerindeki gelişmeler, DEHB ile ilişkili belirli yapısal ve işlevsel farklılıkların saptanmasını sağlasa da, bu bulgular tanıyı desteklemek için yeterli değildir.

EEG tek başına DEHB tanısında yeterli olarak görülmese de, EEG kullanılarak yapılan beyin dalgaları testleri, DEHB’nin alt tiplerini ayırt etmede yardımcı görev olarak yer alır. Ergenlik dönemindeki belirtilerin çoğunlukla dikkat eksikliği mi yoksa hiperaktivite ve dürtüsellik mi olduğunu teşhis etmede yardımcı olabilir. Anketlerle yapılan klinik gözlemlere ek olarak, EEG ile yapılan testler bizlere beyin aktivitesine dair nörofizyolojik kanıt sunabilir. EEG’nin işlevine bakacak olursak, bize ayrıca DEHB alt tipleri arasındaki temel işleme farklılıklarını ele alan tedavilerin geliştirilmesine ilişkin ipuçları da verir. EEG, DEHB’li çocukların tedavisinin ve teşhisinin bir parçası olarak da araştırılmıştır. Son zamanlarda yapılan bir çalışma, EEG geri bildiriminin ilaç tedavisiyle birleştirilmesiyle sonuçların iyileştirildiğini bulmuştur. Buna ek olarak, bireylerin beyin dalgasını düzenlemeye yardımcı olan neurofeedback terapisi de EEG’nin işlevlerindendir. EEG geri bildiriminin tek başına “%60-70 kadar yüksek” bir etkililik oranına sahip olduğunu ve “duygusal, davranışsal ve akademik performansta uzun vadeli istikrarlı iyileşmeye ve günlük aktivitelerde bilişsel ve performansta iyileşmeye yol açtığını” bilen bilim insanları, EEG geri bildiriminin uyarıcı metilfenidat (ABD’de Ritalin markası) ile birlikte kullanıldığı randomize bir deneme yürüttüler.

EEG, DEHB değerlendirmelerinde faydalı bir tamamlayıcı araç olarak önemli bir potansiyele sahiptir. Ancak, güvenilir sonuçlar elde etmek için psikolojik değerlendirmeler, klinik gözlemler ve nöropsikolojik testlerle birlikte kullanılması gerekmektedir. Tek başına DEHB tanısını koymak için yetersiz kalsa da, tanıyı destekleyebilir ve tedavi sürecine yön verme de yardımcı olabilir.

Kaynaklar:


Yazar: Elif Didar Dingil
Yayınlanma Tarihi: 22 Ocak 2026 Per 07:21 | ~3 dk okuma süresi