Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocuklukta başlayıp yaşam boyu sürebilen, odaklanma zorluğu, dürtüsellik ve aşırı hareketlilikle kendini gösteren bir bozukluk. Ancak bu tanı her ülkede aynı şekilde konmuyor, aynı şekilde tedavi edilmiyor. Özellikle İngiltere, Almanya ve Kanada gibi gelişmiş sağlık sistemlerine sahip ülkelerde DEHB’ye yaklaşım, bazı yönleriyle Türkiye’den oldukça farklı. Gelin, bu farklılıkları daha yakından tanıyalım.
Tanı Süreci: Sadece Belirti Yetmez, İşlevsellik Şart
İngiltere’de DEHB tanısı koymak oldukça kapsamlı bir süreci içeriyor. NICE rehberlerine göre sadece uzman psikiyatristler ya da eğitilmiş sağlık profesyonelleri tanı koyabiliyor. Tanı koyarken çocuğun davranışları evde, okulda ve sosyal ortamlarda gözlemleniyor, çeşitli derecelendirme ölçekleri kullanılıyor. Yani sadece “çok hareketli” olmak DEHB tanısı için yeterli değil; bu davranışların çocuğun işlevselliğini ne kadar bozduğuna da bakılıyor.
Almanya’da da tanı süreci benzer şekilde çok disiplinli yürüyor. Çocuk doktorları, psikiyatristler ve psikoterapistler iş birliği içinde çalışıyor. DSM-5 ya da ICD-10 gibi uluslararası tanı kriterleri temel alınıyor, ancak tanı koyarken sadece çocuğun değil ailenin ve okul ortamının da değerlendirilmesi gerekiyor.
Kanada’da ise CADDRA (Kanada DEHB Kaynak Birliği) rehberlerine göre tanı yine uzman doktorlar tarafından konuyor ama süreç oldukça hasta odaklı işliyor. Öğretmen ve ebeveyn değerlendirme formları, işlev kaybı ölçekleri ve bireysel görüşmeler kullanılarak çok boyutlu bir değerlendirme yapılıyor. Özellikle Kanada sistemi, bireyin DEHB semptomlarının günlük yaşamını nasıl etkilediğine büyük önem veriyor.
Türkiye’de ise tanı süreci çoğunlukla çocuk ve ergen psikiyatristleri üzerinden ilerliyor. Ancak devlet hastanelerindeki yoğunluk nedeniyle değerlendirmeler kısa tutulabiliyor. Öğretmen ya da okul değerlendirmesi her zaman dahil edilmiyor. Özel hastanelerde süreç daha hızlı işlese de bu durum aileler için ciddi bir maddi yük oluşturabiliyor.

Tedavi Yaklaşımı: Terapi mi Önce, İlaç mı?
İngiltere’de DEHB tedavisinde ilk adım genellikle psikoeğitim ve ebeveyn destek programları oluyor. Özellikle hafif ve orta düzeyde DEHB’de ilaç tedavisi hemen önerilmiyor. Bu çocuklar için bilişsel davranışçı terapi, sosyal beceri eğitimi ve sınıf içi düzenlemelerle başlamak tercih ediliyor. Ancak ciddi işlev kaybı olan durumlarda, ilaç tedavisi devreye giriyor — yine de her zaman terapiyle birlikte.
Almanya bu konuda çok benzer bir yol izliyor. Psikoeğitim, bireysel ve grup terapileri, aile danışmanlığı ve okul destekleri ilk sırada yer alıyor. Almanya ayrıca nörofeedback gibi alternatif terapileri de uygulama alanına almış durumda. İlaç tedavisi ise, terapi yetersiz kalırsa veya semptomlar şiddetliyse gündeme geliyor. Bu tedavi yaklaşımları ülkenin bütüncül sağlık sistemi sayesinde daha erişilebilir.
Kanada ise daha “ilaç odaklı” bir sistem gibi görünse de aslında oldukça dengeli. İlaç tedavisi genellikle ilk adım olarak sunuluyor, özellikle çocuk ya da yetişkin DEHB’si ciddi düzeydeyse. Ancak bu, terapinin ihmal edildiği anlamına gelmiyor. Kanada’da terapi neredeyse her zaman tedavi planının bir parçası. Ebeveyn eğitimleri, sosyal beceri eğitimleri, mindfulness ve bilişsel davranışçı terapi gibi yöntemler, ilaçla birlikte yürütülüyor. Ayrıca okullarda bireyselleştirilmiş eğitim planları da yaygın.
Türkiye’de ise tablo biraz daha sınırlı. Tedavide genellikle ilk tercih ilaç oluyor. Özellikle devlet hastanelerinde terapiye erişim oldukça kısıtlı; randevu sistemleri yetersiz, seans sayıları sınırlı. Özelde terapi almak ise ciddi bir maddi yük oluşturabiliyor. Ebeveynlere yönelik destek programları ve okul tabanlı müdahaleler ise henüz sistematik değil, çoğu zaman öğretmenlerin inisiyatifine kalıyor.
Peki, Kim Ne Kadar İlaç Kullanıyor?
Bu ülkeler arasındaki en dikkat çekici farklardan biri ilaç kullanımı sırasındaki yaklaşım. Kanada’da ilaç, özellikle metilfenidat ve amfetamin türevleri, sık kullanılıyor ama dikkatle izleniyor. Yan etkiler için düzenli takip yapılıyor, dozlar titizlikle ayarlanıyor. İngiltere ise ilaç kullanımını daha temkinli ele alıyor; sadece ciddi vakalarda ve terapi yetersizse ilaç veriliyor. Almanya da benzer şekilde önce terapiyi öneriyor, ilaç ancak terapi işe yaramazsa gündeme geliyor.
Türkiye’de ise ilaç genellikle ilk sırada geliyor. Ancak ilacı takip eden sistematik bir terapi ya da yan etki izleme süreci her zaman uygulanamıyor. Bu da zaman zaman tek başına ilaç tedavisine dayalı, eksik bir tedavi süreciyle sonuçlanabiliyor.
Ortak Noktalar ve Türkiye’nin Alabileceği Dersler
Tüm ülkelerde tanı kriterleri benzer: DSM-5 ya da ICD-10 kullanılıyor. Uyarıcı ilaçlar (methylphenidate, atomoxetine vb.) ortak tercih. Psikoeğitim, aile desteği ve bireysel terapi hemen her yerde etkili tedavi araçları olarak görülüyor.
Fakat Türkiye’nin geliştirmesi gereken alanlar oldukça açık:
- Tanı sürecinde daha kapsamlı ve çok boyutlu bir yaklaşım,
- Psikoterapiye ücretsiz ya da düşük maliyetli erişim,
- Okullarda sistematik destek ve bireyselleştirilmiş planlar,
- Ebeveyn eğitimi ve farkındalık programlarının yaygınlaştırılması.
Son Söz: Coğrafya Fark Eder, Ama Destek Hayat Kurtarır
DEHB, doğru anlaşıldığında ve uygun destek sağlandığında yönetilebilir bir bozukluktur. Kanada’nın bütüncül sistemi, Almanya’nın terapi odaklı yapısı ve İngiltere’nin aşamalı yaklaşımı bize şunu gösteriyor: Tanı kadar tedaviye eşlik eden çevresel ve psikososyal destek de hayati önemde. Türkiye’nin de bu yolda atacağı her adım, sadece çocukların değil, ailelerin ve öğretmenlerin de yaşam kalitesini artıracaktır.
Referanslar
Canadian ADHD Resource Alliance (CADDRA). (2020). Canadian ADHD Practice Guidelines (4.1 ed.). Toronto, ON: CADDRA. Retrieved from https://www.caddra.ca
→ Kanada’daki tanı kriterleri, ilaç ve psikososyal tedavi yaklaşımları için kullanılmıştır.
National Institute for Health and Care Excellence (NICE). (2008). Attention deficit hyperactivity disorder: Diagnosis and management of ADHD in children, young people and adults (Clinical guideline 72). London, UK: NICE. Retrieved from https://www.nice.org.uk/guidance/cg72
→ İngiltere’deki tanı kriterleri, tedavi ilkeleri ve eğitim desteği için temel kaynak.
Banaschewski, T., Döpfner, M., Grosse, K. P., & Hohmann, S. (Eds.). (2018). Attention-Deficit/Hyperactivity Disorder (ADHD) in children, adolescents and adults: Long version of the interdisciplinary evidence- and consensus-based (S3) guideline. AWMF Guideline No. 028-045. Retrieved from https://www.awmf.org
→ Almanya’daki çok disiplinli tanı süreci, terapi önceliği ve kapsamlı yaklaşım için kullanılmıştır.